Uzun zaman sonra yine yazmaya başlamak…
Bu sefer daha dağınığım, bir konum yok aslında hiçbir şey
yok ama çok şey var içimde, tuhaf bir his, kalbimde harakiri yapmakta olan bir
kadın, titreyen ellerim, uykusuz gözlerim ve hiç olmadığı kadar yoğun bir huzursuzluk
duygum...
Nedeni yok, belki de çok…
Belki sevgimi, sevdiğimi paylaşamamak, belki de ona zarar
gelmesinden korkmak, kendime bile açıklayamaya çalışamadığım nedensiz
çaresizlik…
Siz hiç düşündünüz mü düşünemediklerinizi ve düşünememekten,
bulamamaktan gelen çaresizlik nefretini, ne yazsam boş, içim boş, dışım boş,
etrafım boş, işte öyle bir şey…
Belki de yalnızlık ağır geldi yine, belki o yüzdendir kalp
çarpıntılarım, nefes alamayışlarım… Özlediğim, sevdiğim yanımda olmayınca, bir
annenin rahminde çocuğunun ölmesi gibi boşluklarım, yiten umutlarım, sevgiye
açlığım, dosta ihtiyaçlığım…Burnunu sildiği mendile bile burnumu silecek kadar
çok sevmem, tiksinmeden, iğrenmeden…
Sevdiği ağladığında ağlayan insanlar vardır elbet ama
sevdiğinin gözyaşlarının tuzuyla susuzluğunu gideren yoktur benim kadar ve saf
bir sevgiyle seven bir o kadar…
....
21.01.2013 / 13.30 Gülcan Yağmur

1 yorum:
Uzun zaman oldu dokunmayalı saçlarına, İhtiyacı var sana olan aşkımın kemoterapi ilaçlarına... demiş şair.
Yorum Gönder