5 Ekim 2011 Çarşamba

KUZEY & GÜNEY

Evin Kuzey'i bendim hep.
Hep soğuk, hep hırçın...
Yüreğinde fırtınalar kopan
ve gözlerinden döktüğü yağmurlarıyla hep ıslak,
hep yosunlu...

Ablam ise Güney'di hep.
Hep sıcak, hep yumuşak...
Yüreği yansa da belli etmeyen
Güneşinden çiçeklerin açtığı,
Güllerin renk verdiği...

Şimdi Kuzey hala ıslak, hala yosunlu,
Güney ise Cennetinde büyüttüğü çiçekleriyle mutlu...

Ve Yarın Cennetteki 2. Doğum Günü Güney'in...


Doğum Günün Kutlu, Mutlu Olsun ABLAM...

6 Ekim 1982 - 26 Eylül 2010

5 Ekim 2011 / 21.15

...

31 Mart 2011 Perşembe

1 NİSAN :(

Herkesin içindeki çocuğu dışarıya çıkarttığı bir “1 Nisan” gününde vazgeçtim çocuk olmaktan.


Hayatın insana ne kadar acı dersler verdiğini, asıl şakayı bize onun yaptığını fark ettiğimde vazgeçtim bu hayattan bir şeyler ummaktan.


Bir dostun abisinin 1 Nisan’da lösemiden ölmesi nasıl büyük bir şakadır?

Bir yandan insanlar ellerinde kadehlerle birisinin doğum gününü kutlarken diğer yandan bir dostun abisinin ölüm yıldönümünde yas tutması, diğer insanlar gülüp eğlenirken onun içinin yanması, ağlaması nasıl büyük bir çelişkidir?

Ve iki yıl sonraki 1 Nisan’da o dostunuzun abisi için üzülüp, ağlayıp, dostunuzun masasına abisinin anısına saygıyla, sevgiyle bir tane karanfil bıraktığınız günün akşamı, çocuk olmaktan, yaşıyor olmaktan vazgeçtiğiniz o lanet günün akşamı canınız yanarak eve gittiğinizde ablanızın da lösemi olduğunu öğrenmeniz, 6 ay sonra da ablanızı kaybetmeniz nasıl büyük bir kaderdir?



Hayat nasıl bir şaka, nasıl bir çelişki, nasıl bir kaderdir???


Yazan: Gülcan Yağmur

4 Ocak 2011 Salı

NEREYE KADAR?

Suyun üzerinde duran bir dubayı, suyun dibine itmeye çalışır gibi
tüm gücümle itiyorum beynimde gezinen düşünceleri, kalbimde atan hisleri...
Dikkatim bir an dağılsa, gücüm yetersiz kalıyor
ve dubanın kendini suyun üstüne vurması gibi,
gözyaşlarım içimdekileri fırlatıp atar gibi akmaya başlıyor.
Biliyorum bir gün tamamen gücümün kesileceğini
ve biliyorum dubayı ne kadar suyun dibine batırırsan yüzeye o kadar kuvvetli çıkacacağını,
insanın yüzünü paramparça etme ihtimalinin bile olduğunu.
Biliyorum benim de duygularımın bir gün beni paramparça ederek,
itmeye çalıştığım bilinçaltımdan çıkacağını.
Biliyorum canımı o zaman şimdikinden daha çok yakacağını
ama yapamıyorum, yine de yapamıyorum.
Şimdi, şu an bu acıya dayanamıyorum,
belki o zaman; duba suyun yüzüne tüm gücüyle fırlayınca,
dağıtınca tüm benliğimi, hayatımı, dayanırım belki.
Şimdi dayanamam ama o zaman dayanırım belki...

Gücüm bitene kadar dubayı suyun altına itmeye ve gülmeye devam ediyorum,
ABLAM hiç ÖLMEMİŞ gibi...



Ve Bir Damla Gözyaşı Beyaz Kağıdımda...
Sonrası Yine Bilinçaltımda...

23.11.2010 / 21.21



Durduramıyorum Sel Gibi Akan Gözyaşlarımı
Derin Derin Nefes Almak Bile İşe Yaramıyor Artık.
Boğazımın Düğümü Çözüldü
Bağlayamıyorum.

23.11.2010 / 23.30


Yazan: Gülcan Yağmur

...