29 Ağustos 2009 Cumartesi

KORKU

“Fotoğraf Aşkı” adlı bir önceki yazımda fotoğrafın, insanı korkusuz, psikopat biri haline getirdiğini yazmıştım, oysaki ben daha önce de korkusuz ve psikopattım, fotoğrafla da bu korkusuzluğumun sınırlarını geliştirdim sanırım. Hiçbir şeyden korkmayan bir psikopat olduğumu ilk kez, bir arkadaşımın beni hamakta hızla sallarken söylediği şu cümlelerle fark etmiştim;
- “Allah’ım yarabbi ya! domuz çıksa domuzdan korkmazsın. Ben olsam ölürüm, ağlarım şurada herhalde.
Sen korkmuyorsun, sinir oluyorum, niye korkmuyorsun anlamadım ki? Manyaksın, psikopatın tekisin.”
Aynı arkadaşım köpekten korkmayışımı da yine şu cümlelerle ifade etmişti;
-“Tepki vermiyorsun, sadece yüzünde mimiklerin. İnsan bir ses çıkarır, ne oluyor falan der, yok! gıkın çıkmıyor.”

Evet, ilk o zaman fark etmiştim hiçbir şeyden korkmayışımı. Çünkü o an tek korkum vardı. Şimdiki korkumun aynısı, her zamanki ve tek korkum... Keşke hiç böyle bir korkum olmasaydı, keşke ben de çoğu insanın korktuğu şeylerden korkabilseydim. Uçmaktan korksaydım, köpekten, karanlıktan, sessizlikten korksaydım mesela. Yanıma sessizce yaklaşıp sonra birden konuşmaya başlayan birisinden ya da… O zaman bu kadar acımazdı içim, bu kadar uzun sürmezdi korkularımın etkisi. Köpek yanımdan geçtiğinde en fazla 5 dakika heyecanlanırdım, en fazla 5 dakika kalbim hızlı hızlı çarpardı. Uçaktan en fazla inene kadar korkardım ve bir daha binene kadar... Oysa benim korkum hiçbir zaman bu kadar kısa sürmedi ve biliyorum ki sürmeyecek. Korkum hep başıma geldi ve biliyorum ki hep de gelecek.
Korktuğum için yaptım birçok yanlışı. Korktuğum için alttan aldım, korktuğum için “hayır” diyemedim, sesimi yükseltemedim. Yaklaşamadım korktuğum için, konuşamadım, dokunamadım, sevemedim… En kötüsü de sustum, hep sustum. Korkmasaydım susmazdım bu kadar, korkmasaydım…
Ah keşke bu kadar korkmasaydım kaybetmekten sevdiklerimi…
Savaşmaktan korkmadım Kaybetmekten Korktuğum kadar ve Kaybetmekten Korktuğum için Kaybettim Sevdiklerimi, Kaybettim Savaşı…

Yine aynı arkadaşım hamakta beni sallarken kızmıştı bana, kameranın kayıt düğmesine bastığım için.
-“Ya Allah Allah, sen keyfine baksana, tüküreyim çekimine be. Çekimi mekimi, hep ileriyi düşünme artık, şu anın keyfini çıkart” demişti.
O an korktuğumu biliyordum ve bu korku yüzünden onu kaybedeceğimi de… Şimdi, iyi ki basmışım o kameranın düğmesine diyorum, en azından onu böyle yanımda hissediyorum ama keşke o gün deli gibi sallanmaktan ya da arkamızdan gelen köpekten onun kadar korksaydım da “onu kaybetme korkusu yüzünden” “onu”, kaybetmeseydim. KEŞKE…


Şimdi herkes gibi korkular edinmeye çalışıyorum kendime. KEŞKE dememek için.


14 TEMMUZ 2009 12.15
...

Hiç yorum yok: